Tarihi Gerçeklerden Kopuk Bir Siyasi Hamle

Avrupa Parlamentosu (AP), Kıbrıs meselesine ve 1974 Barış Harekâtı’na dair gerçeklikten tamamen uzak, taraflı bir karara imza attı. 575 lehte, 33 aleyhte ve 43 çekimser oyla kabul edilen bu sözde raporda, Türkiye’nin uluslararası hukuku ihlal ettiği iddia edilerek Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) adadan derhal ve tamamen çekilmesi talep edildi. Brüksel merkezli bu yaklaşım, Avrupa kurumlarının bölgedeki barış ve istikrar dinamiklerini okumaktan ne kadar uzak olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.

​”Alçakça Bir İftira, Kökten Reddediyoruz”

Ankara’dan tepkiler gecikmedi. AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Avrupa Parlamentosu’nun aldığı bu kararın tarihi gerçeklerden tamamen kopuk siyasi bir hamle olduğunu belirtti. Çelik, TSK’nın tarihinin şan ve şereflerle dolu asil bir ocak olduğunu vurgulayarak şu net ifadelerle tepkisini dile getirdi:

​”Avrupa Parlamentosu’nda kabul edilen sözde karar, kahraman Türk Silahlı Kuvvetleri’ne yönelik alçakça bir iftiradır. Bu sözde kararı kınıyoruz. Hiçbir temele dayanmayan bu sözde kararların hangi güdümlü ilişkiler yoluyla alındığını çok iyi biliyoruz. Bu alçakça kararı kökten reddediyoruz.”

KKTC’ye Destek ve Tarihi Dürüstlük Vurgusu

Ömer Çelik’in açıklamalarında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) yönetiminin gösterdiği refleksin önemine de dikkat çekilirken, tarihi gerçeklerin çarpıtılmasına asla geçit verilmeyeceğinin altı çizildi. Türkiye’nin ve Ada’daki Türk halkının haklı davasını hedef alan bu tür güdümlü lobilerin hazırladığı raporların hiçbir hukuki ve siyasi hükmünün bulunmadığı yinelendi.

  • ​AP Kararının Oylama Dağılımı: 575 Lehte, 33 Aleyhte, 43 Çekimser
  • Temel Talep / İddia: TSK’nın adadan çekilmesi ve geçmiş dönem tazminat iddiaları
  • Ankara’nın Net Duruşu: Kararın kökten reddedilmesi ve KKTC açıklamalarına tam destek

Analiz: Bu Kararların Arkasındaki Siyasi Akıl

Avrupa Parlamentosu’nun dönemsel olarak bu tarz kararları gündeme getirmesi, aslında AB içindeki bazı dar vizyonlu lobilerin Türkiye karşıtı ezberlerini yinelemekten öteye geçemediğini gösteriyor. 1974 Barış Harekâtı’nın adaya barış, huzur ve güvenlik getirdiği gerçeği apaçık ortadayken, masum mazlum edebiyatı arkasına sığınarak TSK’yı suçlamaya kalkışmak tarihe karşı işlenmiş bir körlüktür. Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik hakları ve KKTC’nin meşru varlığı karşısında bu tür siyasi metinlerin hiçbir hükmü yoktur; aksine Ankara’nın ulusal güvenlik reflekslerini daha da perçinlemektedir.


Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir