Dünyada futbol, geniş kitlelerin afyonu gibi pazarlanır; “sadece bir oyun” olduğu söylenir. Ancak sahalara indiğimizde gördüğümüz şey, yeşil çimlerin üzerine yayılmış devasa bir sosyolojik aynadır. Bu ayna bazen insanlığın en onurlu duruşlarını, bazen de “vahşi kapitalizmin” ve tarihsel ikiyüzlülüğün en çıplak hallerini bize geri yansıtır.

Oyarzabal ve Fabián Ruiz’in çocuklara giydirdiği Türk Milli formaları

Tarihin Hayaletleri ve Stadyumlar
​

İkinci Dünya Savaşı sonrası, Nazi savaş suçlularının (Mengele ve Eichmann gibi isimlerin) “fare yolları” üzerinden Arjantin’e kaçıp sığındığı ve o dönemin Arjantin yönetiminin bu suçlulara kapılarını açtığı tarihsel bir gerçektir. O gün bu “kucak açan zihniyet”, insanlık tarihinin en büyük utançlarından birine ortak olmuştur. Bugün ise o günün mirasçısı olan bazı stadyum çevreleri, kendi tarihsel yüklerinden kaçar gibi, jeopolitik çıkarlar doğrultusunda İsrail bayrakları açarak adeta bir “tarihsel aklanma” çabası sergilemektedir. “Bu ne yaman çelişki” dediğimiz tam da burası; sahadaki o bayraklar, tarihsel hafızanın ne kadar seçici ve çıkarlar doğrultusunda ne kadar esnek olabildiğinin bir kanıtıdır.

Lionel Messi Ağlqma duvarında- İsrail

Endüstriyel Düzen: Sahadaki Pazarlama

Futbol, artık 90 dakikalık bir rekabetin çok ötesinde, devasa bir ekonomi ve endüstri haline gelmiş durumda. Kulüpler, organizasyonlar ve bu çarkın dişlileri, kitleleri stadyumlardaki büyük pazarlama pastasının birer parçası olarak görüyor. Her duygu, her tepki ve her renk, kâr hırsıyla paketlenip pazara sunuluyor. İnsanlık adına atılan en ufak bir adım bile, bu endüstriyel “yamyamlık” düzeni içinde bir tüketim aracına dönüştürülmek isteniyor. Kitleler, bu devasa sistemin sadece birer figüranı haline getiriliyor.

Lamin Yamal Filistin Bayrağı

Sonuç: Sahalar ve Gerçekler

Futbol, sahalarda sadece topun dönmediğini, tarihin kırılmalarının ve günümüzün ahlaki çürümüşlüğünün de bir döngü halinde yaşandığını bize kanıtlıyor. İspanya’daki bir çocuğun formasında gördüğümüz ay-yıldız, dünyanın diğer ucundaki stadyumda açılan bir bayrakla çatışıyorsa, bu sadece bir futbol rekabeti değil; insanlığın kendi vicdanı ile “vahşi kapitalizmin” kâr hırsı arasında verdiği bir var olma savaşıdır.
​Biz, sahanın dışındaki gerçek hayatı bilenler için ise futbol, hayatın tüm çelişkilerini izlediğimiz bir sahneden ibaret. Çünkü futbol, sadece futbol değildir; o, insanın kendi aynasına bakma çabasıdır.


Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir