Great Sea Interconnector (GSI) projesi, Fransa merkezli Meridiam’ın ortaklığa katılmasıyla Doğu Akdeniz’de yeniden gündemin merkezine oturdu. Yunanistan, GKRY ve ilerleyen aşamada İsrail’i birbirine bağlaması planlanan denizaltı elektrik kablosu projesi, Türkiye açısından ise yalnızca bir enerji yatırımı değil, aynı zamanda deniz yetki alanları ve bölgesel güç dengeleri meselesi.

Great Sea Interconnector, Yunanistan ile Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ni denizaltı elektrik kablosuyla birbirine bağlamayı amaçlayan stratejik bir enerji projesi olarak öne çıkıyor. Projenin ileri aşamasında İsrail’in de sisteme dahil edilmesi planlanıyor.
Fokus+’ta yayımlanan araştırmaya göre Fransız yatırım grubu Meridiam, GSI’nin özel amaçlı şirketinde yüzde 66 hisse devralarak projenin çoğunluk ortağı haline geldi. Böylece proje yalnızca Yunanistan ve GKRY arasındaki bir enerji bağlantısı olmaktan çıkıp, Fransa’nın da ticari ve stratejik çıkarlarının bulunduğu daha geniş bir denkleme dönüşmüş durumda.
Türkiye neden GSI’ye karşı çıkıyor?

Ankara’nın GSI projesine yönelik itirazının merkezinde, projenin güzergâhının Türkiye’nin hak iddia ettiği deniz yetki alanlarıyla kesişmesi bulunuyor.
Millî Savunma Bakanlığı kaynakları, Doğu Akdeniz’de kablo veya boru döşeme gibi faaliyetlerin kıyı devletiyle önceden koordine edilmesi gerektiğini belirterek, Türkiye’yi yok sayan projelere izin verilmeyeceğini açıklamıştı. Bakanlık kaynakları özellikle Great Sea Interconnector Projesi’ni isim vererek gündeme getirmişti.
Bu nedenle GSI, Ankara açısından yalnızca elektrik iletim hattı olarak görülmüyor. Projenin güzergâhı, Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanları ve Türkiye’nin bölgesel enerji politikasıyla doğrudan bağlantılı.
GSI’nin geçtiği coğrafya neden önemli?

Haritaya bakıldığında projenin stratejik boyutu daha net ortaya çıkıyor.
GSI’nin ilk aşamasında Yunanistan ile GKRY arasında elektrik bağlantısı kurulması, sonraki aşamada ise İsrail’in sisteme dahil edilmesi öngörülüyor. Bu yapı, Doğu Akdeniz’de yeni bir elektrik ve enerji koridorunun oluşması anlamına gelebilir.
Bu nedenle proje, bölgedeki enerji güvenliği tartışmalarının yanı sıra Yunanistan, GKRY, İsrail, Fransa ve Türkiye arasındaki stratejik ilişkiler açısından da önem taşıyor.
Kablo sadece elektrik taşımıyor: Stratejik boyut

Denizin altına döşenecek bir elektrik kablosu teknik açıdan bir enerji altyapısı olabilir. Ancak Doğu Akdeniz gibi deniz yetki alanlarının tartışmalı olduğu bir bölgede aynı proje çok daha büyük bir stratejik anlam taşıyabiliyor.
Fokus+’ın değerlendirmesine göre Meridiam’ın projeye çoğunluk ortak olarak katılması, GSI’nin finansal yapısını güçlendirebilir. Ancak yeni sermaye girişinin, projenin güzergâhına ilişkin Türkiye’nin itirazlarını ortadan kaldırması beklenmiyor.
Fransa neden devreye girdi?
Meridiam’ın projeye katılmasıyla Fransa’nın Doğu Akdeniz’deki ekonomik ve stratejik görünürlüğü de artıyor.
Fokus+ analizinde bu ortaklığın yalnızca finansal bir yatırım olmadığı, Yunanistan’ın Fransa’nın siyasi ağırlığını da denkleme dahil etme arayışı olarak değerlendirilebileceği belirtiliyor.
Bu durum GSI’yi, elektrik bağlantısının ötesinde enerji, diplomasi, deniz yetki alanları ve bölgesel güç mücadelesinin kesiştiği bir proje haline getiriyor.
Doğu Akdeniz’de yeni denklem
Great Sea Interconnector’ın önündeki en önemli soru artık yalnızca projenin finansmanı değil.
Asıl soru şu:
Türkiye’nin itiraz ettiği bir güzergâh, yeni ortaklarla ne kadar ilerleyebilir?
Meridiam’ın projeye dahil olması GSI’ye yeni bir finansal güç kazandırmış olsa da Türkiye’nin deniz yetki alanlarına ilişkin itirazı devam ediyor. MSB’nin önceki açıklamaları da Ankara’nın bu konudaki tutumunun değişmediğini gösteriyor.
Bu nedenle Great Sea Interconnector, önümüzdeki dönemde Doğu Akdeniz’deki enerji politikalarının yanı sıra Türkiye-Yunanistan ilişkileri, Fransa’nın bölgedeki rolü ve Kıbrıs meselesi açısından da yakından izlenecek başlıklardan biri olmaya devam edecek.
Bir yanıt yazın