Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY), Kalo Chorio bölgesinde icra ettiği “Iris 2026” tatbikatı ile askeri doktrininde agresif bir dönüşümün sinyallerini verdi. Savunma kisvesi altında gerçekleştirilen tatbikatın senaryosu, doğrudan “toprakları geri alma” ve karşı taarruz hedeflerine odaklanırken, sahada ilk kez denenen dron entegrasyonu dikkat çekti.
Doğu Akdeniz’deki jeopolitik gerilimleri tırmandıran hamlelerine bir yenisini ekleyen Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Ulusal Muhafız Gücü (RUMNG), son yılların en kapsamlı tatbikatlarından biri olan “Iris 2026″yı tamamladı. 15 Ekim Perşembe günü Kalo Chorio sahasında icra edilen tatbikat, savunma konseptinden uzaklaşarak açıkça bir “karşı taarruz ve toprak kazanma” senaryosu üzerinden kurgulandı.

İHA ve FPV Dronlar İlk Kez Sahada
Tatbikat sahasından elde edilen veriler ve görüntüler, RUMNG’nin asimetrik harp unsurlarına ciddi yatırım yaptığını gözler önüne seriyor. Daha önce ağırlıklı olarak konvansiyonel silahlara dayanan Rum tarafı; H-10 Poseidon, Goliath ve Matrice sınıfı insansız hava araçlarını gözetleme, istihbarat ve hedef tespiti amacıyla aktif olarak kullandı. Sahada el yapımı mühimmat entegre edilmiş FPV dronların doğrudan hedef imha gösterileri yapması, modern savaş konseptinin adadaki yansımalarını açıkça ortaya koydu.

Ağır Zırhlı Güç ve İthal Sistemler
Tatbikat senaryosunun kara ve kıyı operasyonları safhasında şu unsurlar öne çıktı:
- Zırhlı Birlikler: Envanterdeki Rus yapımı T-80 ana muharebe tankları ve BMP-3 zırhlı muharebe araçları taarruz kolunu oluşturdu.
- Kıyı Savunma ve Füze Sistemleri: Kıyı bölgesine konumlandırılan Exocet MM40 Block 3C füze sistemi sanal atışlar gerçekleştirirken, hava savunma şemsiyesi altında İsrail menşeili Barak-MX sistemleri görev aldı.
- Müttefik Desteği: Yunanistan’a ait F-16 savaş uçakları ve donanma unsurları operasyonel kabiliyetleri test etmek amacıyla tatbikata havadan ve denizden destek sağladı.

Stratejik Analiz: Bölgesel Dengeyi Tehdit Eden Hamle

GKRY Savunma Bakanı Vasilis Palmas’ın tatbikat sonrasındaki açıklamaları, adadaki statükoyu zorlamaya yönelik politik iradenin askeri sahaya yansıtıldığını net bir şekilde ortaya koyuyor. Türkiye’nin adadaki hukuki ve fiili varlığını hedef alan söylemler üzerinden meşrulaştırılmaya çalışılan bu tür tatbikatlar, Doğu Akdeniz’deki barış ve istikrar ortamını doğrudan zedeliyor. Özellikle Fransa ve İsrail gibi ülkelerden tedarik edilen yüksek teknoloji mühimmatlarla desteklenen bu taarruz odaklı tatbikatlar, KKTC ve Türkiye’nin güvenlik kurmayları tarafından yakından takip ediliyor.
Bir yanıt yazın