25 Mart 2009 tarihinde Kahramanmaraş’ın Göksun ilçesindeki Keş Dağı karları altında gerçekleşen trajik helikopter kazası, Türkiye’nin yakın siyasi tarihinin en büyük gizemlerinden biri olmaya devam ediyor. Büyük Birlik Partisi (BBP) Kurucu Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindeki 5 kişinin yaşamını yitirdiği olayın ardından geçen 17 yıl, şüpheleri azaltmak bir yana dursun, her geçen gün yeni skandallarla derinleşti.

Kaza mı, Planlı Bir Suikast mı?
Olayın ilk anından itibaren kamuoyunun aklını kurcalayan en temel soru değişmedi: “Bu sıradan bir helikopter kaza kırımı mıydı, yoksa titizlikle planlanmış bir suikast mı?”
Arama-kurtarma çalışmalarının günlerce sonuçsuz kalması, enkaz yerinin tespiti aşamasında yaşanan idari kargaşalar ve ulaştırılan çelişkili ihbarlar, sürecin başından itibaren örtbas edilmeye çalışıldığı hissini güçlendirdi. Nitekim dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün 2011 yılında sarf ettiği ikonik sözler, olayın boyutunu resmi düzeyde sarsıcı bir noktaya taşımıştı:
“Helikopterin beynini keçiler sökmedi ya…”
Bu sözler üzerine Devlet Denetleme Kurulu (DDK) harekete geçmiş ve hazırlanan raporda, arama-kurtarma aşamasında devlet mekanizmasının ağır bir kamu hizmet kusuru işlediği ve enkaz üzerindeki kritik Küresel Konumlama Cihazı’nın (GPS) söküldüğü tescillenmişti.

Karanlık Toplantılar ve “Mahrem İmamlar” İddiası
Soruşturma dosyasında yıllar sonra patlak veren yeni gelişmeler ise olayın boyutunu uluslararası bir casusluk ve örgüt ağı iddiasına taşıdı. Adalet Bakanı Akın Gürlek yaptığı çarpıcı açıklamalarda, soruşturmanın artık resmen “cinayet” şüphesiyle derinleştirildiğini duyurdu.
Gürlek’in açıklamalarına göre, kazadan sadece birkaç gün önce Elazığ’da kritik bir “mahrem toplantı” gerçekleşti. İddiaya göre, helikopterin pilotunun da katıldığı bu gizli zirvede, örgüt yapılanmasının kilit isimleri bir araya gelmişti.

”Muhsin Yazıcıoğlu’nun vefatından birkaç gün öncesinde Elazığ’da pilotun da dahil olduğu örgütün mahrem imamlar toplantısı yapılıyor. Adil Öksüz ve Kemal Batmaz’ın da bu toplantıda yer aldığı tespit edildi. Artık çok kuvvetli şüpheler nedeniyle bu olaya ‘cinayet’ diyoruz.”
— Adalet Bakanı Akın Gürlek
Kritik İsimler, Firarlar ve Derinleşen Soruşturma
Açıklanan son veriler, darbe girişiminin ana faillerinden biri olan firari Adil Öksüz’ün, Yazıcıoğlu’nun yaşamını yitirdiği helikopter düşmeden hemen bir gün önce Türkiye’den yurt dışına çıkış yaptığını ortaya koyuyor. Bu zamanlama, olayın arkasındaki örgütlü yapının eylem haritasını ve kaza kırım tatbikatını önceden planladığı yönündeki iddiaları kuvvetlendiriyor.

Yürütülen yeni operasyon dalgalarında, “tasarlayarak kasten öldürme” suçuna iştirak şüphesiyle çok sayıda asker ve bürokrat gözaltına alındı, tutuklamalar gerçekleşti. Yıllar süren sessizliğin ve cezasızlık algısının ardından gelen bu yeni dalga, Yazıcıoğlu ailesi ve Türk kamuoyu için 17 yıldır yanıt bekleyen soruların cevabını verebilecek mi?
Devlet yetkililerinin “Ucu nereye uzanırsa uzansın sonuna kadar gidilecek” vurgusu eşliğinde derinleşen dosya, Türkiye tarihinin en karanlık sayfalarından birini tam anlamıyla aydınlatma sınavı veriyor.
Bir yanıt yazın