Spor, sadece sahadaki doksan dakikadan ya da tabeladaki skorlardan ibaret bir eğlence alanı değildir. Özellikle geniş kitleleri peşinden sürükleyen futbol, yeni yetişen nesillerin adalet, eşitlik ve liyakat gibi kavramlarla ilk temas kurduğu en canlı toplumsal aynadır. Bu aynada kırılan her adalet duygusu, sadece saha içini değil, geleceğin toplum yapısını ve gençlerin dünya görüşünü de sakatlar.

​Bugün A Milli Takım etrafında şekillenen tablo, ne yazık ki sahada ter döküp anlık performansıyla formayı anasının ak sütü gibi hak edene değil; ezberlere, isimlere ve “bizim adamlar” anlayışına alan açan bir yapıya dönüşmüş durumdadır.

​”Günü Kurtarma” İllüzyonu ve Kaybolan Adalet Duygusu

Bir ülkede başarısızlığın üzeri tesadüfi sonuçlarla veya hamaset söylemleriyle örtülüyorsa, orada sürdürülebilir bir sistemden söz edilemez. Kendi kulübünde dahi süre alamayan, formsuzluğu kronikleşmiş isimlerin sırf geçmişteki etiketleri yüzünden kadroda koruma kalkanına alınması; buna karşılık haftalardır performansının zirvesinde olan isimlerin kapı dışarı edilmesi açık bir liyakat krizidir.

Buradaki eleştirimiz bir kadro tahlili ya da teknik direktörlük sevdası değildir. Mesele, formanın liyakata dayalı verilmesidir. Güncel performansıyla sahada olmayı hak eden isimler birer örnekten ibarettir; aslolan ilkedir.

Bu krizin faturası sadece kaçan puanlarla ödenmez. Ekran başında bu adaletsizliği izleyen çocukların ve gençlerin zihninde tek bir acı soru belirir: “Demek ki çalışmak, performans göstermek ya da hak etmek yeterli değilmiş?”

Erken yaşta bu algıyla tanışan bir neslin ne spora, ne kurumlara ne de toplumsal adalet mekanizmalarına inancı kalır. Mesele bir maç kaybetmek değil, bir neslin adalet duygusunu kaybetmesidir.

İki Farklı Vizyon: Lamine Yamal ve İlhan Fakılı

Avrupa futbolu ile aramızdaki uçurumu görmek için sadece taktik tahtasına bakmak yetmez; genç yeteneğe ve performansa bakış açısını kıyaslamak yeterlidir.

İspanya, henüz 16 yaşındayken sahada gösterdiği performansı ödüllendirip Lamine Yamal’ı tereddüt etmeden A Milli Takım sahnesine çıkarırken; bizde kendi yaş grubunda ve liginde performansını kanıtlamış İlhan Fakılı gibi gençler A Takım kapısından içeri dahi sokulmuyor. Yamal örneği, formanın isme değil performansa ve yeteneğe verildiğinin simgesiyken; bizdeki tablo, isimlerin ve kulislerin gölgesinde kalan liyakat anlayışının hikayesidir.


Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir