Tam hasat vakti… Toprağın en cömert olduğu, tezgahların dolup taşması, tencerelerin kaynaması gereken o bereketli günlerdeyiz. Ama gelin görün ki ortada büyük bir trajedi var: Tüketici mağdur, fiyatlar ateş pahası; üretici mağdur, malı para etmiyor.
Peki, üretenin emeğinin karşılığını alamadığı, tüketenin filesini dolduramadığı bu düzende, o devasa pastayı kim kapıyor? Gelin, sistemin görünmez çarklarına bir çomak sokalım.

Gıda Enflasyonu
Tarlada domatesin vakti geldi ama domates lüks oldu. Geçen hafta 60 lira olan biber, bu hafta 120 lira! Gıda enflasyonu almış başını gidiyor. Ama gidip tarladaki adamın cebine baksan, delik deşik. O malı tarladan yok pahasına toplayan aracı, hal komisyoncusu, nakliyecisi, market zinciri derken fiyat 5’e katlanıyor. Çiftçi borç batağında yüzüyor, vatandaş filesini dolduramıyor. Sistem sadece “aradaki adamlara” çalışıyor.
Gelelim Et Meselesine
İnek Nedir Bilmeyen İthalat Baronları
Gelelim asıl kanayan yaraya: Hayvancılık ve et politikaları… Et fiyatları uçunca devletin aklına gelen tek çözüm ne? İthalat. Ama bu ithalat kimin işine yarıyor?
Bir ihale açılıyor, 3 saniye içinde “birileri” tarafından kapatılıyor. Bu ihaleyi alan adamlar kim biliyor musunuz? Hayatında ahıra girmemiş, hayvanı yolda görse “bu nedir” diye karakola bomba ihbarı yapacak tipler! Uruguay’dan, Brezilya’dan hayvanın canlı kilosunu canlı ağırlık kilo fiyatını 6 dolara mal ediyorlar. Gemilere 300 bin, 500 bin hayvanı doldurup getiriyorlar ve burada canlı ağırlığık kilo fiyatını yine 10-12 dolara satıyorlar. Hayvanları görmüyorlar bile; sadece kağıt üstünde, telefon başında milyon dolarlar kazanıp kenara çekiliyorlar.

Bir ithal Angus Gemisi
Üretim Değil, “Parça Parça” Taşeronluk
Bu ithalat baronlarının getirdiği hayvanları, sistemin ikinci halkası olan büyük besiciler 100’er, 200’er alıyor. Türkiye’de sözde “et üretimi” işte böyle yapılıyor. Biz üretmiyoruz, biz sadece dışarının hayvanını taşeron gibi burada besleyip kesiyoruz. Üreten, hep bu toptancıların eline bakan zavallı bir alıcı konumuna düşürüldü.
Kars Kan Ağlıyor, Süt Bitiyor
Kars bölgesi şu an kan ağlıyor. Yerli hayvanın kalitesi düştü. Kars’tan yerli hayvan alıyorsun; enfeksiyonu bitmiyor, bakımı ayrı dert. Neden? Çünkü doğru dürüst bir ıslah politikası, bir veterinerlik desteği yok. Süt hayvancılığı bitme noktasında; sütün bittiği yerde etin de bittiğini herkes biliyor ama kimse kılını kıpırdatmıyor.

Gündem Oyunlarıyla Uyutuluyoruz
Asıl mesele bu kadar acıyken, neden bir şey değişmiyor? Çünkü toplum, sürekli başka yerlere bakmaya zorlanıyor. Muhalefet kanadındaki o bitmek bilmeyen iç çekişmeler, ahbap-çavuş ilişkileri, Haluk Levent veya benzeri figürlerin üzerinden dönen suni gündemler, ya da Dünya Kupası gibi spor organizasyonları… Hepsi, vatandaşın asıl meselesi olan “mutfağındaki yangını” unutturmak için birer perde görevi görüyor. İnsanlar “o ne demiş, bu ne yapmış” diye oyalanırken, arka planda senin cebindeki para, tarladaki ürünün ve sofrandaki etin bedeli birilerine peşkeş çekiliyor.
Sözün Özü
Üreten mağdur, tüketen mağdur. Aradaki o koca pastayı ise 3 saniyelik ihalelerle köşeyi dönenler, tarladaki teri klimalı ofislerinde paraya çevirenler yiyor. Bu devran böyle gitmez, gidemez.
Sizce bu gıda vurgununun, bu hayvancılık yıkımının hesabını kim soracak? Kendi şehrinizde ve çevrenizde durumlar ne? Yorumlarda buluşalım…
Bir yanıt yazın