Avrupa siyasetinde onlarca yıldır devam eden küreselleşmeci ve liberal-sol hegemonya, Doğu Almanya’nın kalbinden yükselen fay hatlarıyla sarsılıyor. Saksonya-Anhalt eyaleti üzerinden yükselişini sürdüren AfD (Alternative für Deutschland), yalnızca Almanya’nın iç siyasi dengelerini değiştirmekle kalmıyor; İtalya ve Fransa ile birleşecek olan “Eski Kıta” ekseninin ilk domino taşını düşürüyor.

Laboratuvar: Saksonya-Anhalt ve AfD’nin Yerel Gücü

Almanya’nın federal yapısında Doğu eyaletleri, her zaman sistem karşıtı hareketlerin ilk test alanı olmuştur. AfD’nin Saksonya-Anhalt üzerinden merkeze doğru kurduğu baskı, Alman müesses nizamının “Brandmauer” (Güvenlik Duvarı) olarak adlandırdığı tecrit siyasetini fiilen çökertmektedir.
​Söylemlerini “makbul/çalışkan göçmen” ile “sistem istismarcısı ve terör iltisaklı yapılar” ayrımı üzerine oturtan, aile değerlerini ve anti-woke politikaları merkeze alan AfD; klasik sağın tıkandığı noktada toplumun muhafazakâr ve düzen arayan damarını yakalamıştır.

Üçlü Sacayağı: Doğu, Güney ve Batı Frank Ekseninin Birleşmesi

Siyasi analistlerin gözden kaçırdığı temel husus, AfD’nin yalnız olmadığıdır. Geleceğin Avrupa mimarisi üç ana sütun üzerinde şekillenmektedir:

  • Güney Kanadı (İtalya – Meloni): Roma’da Giorgia Meloni’nin iktidara gelmesi, sağın “sistem içinde devlet yönetebilme” rüştünü ispatladı. Meloni, Brüksel ile pragmatik bir çizgi tutturarak sağın iktidar meşruiyetini sağladı.
  • Batı Kanadı (Fransa – Le Pen / Bardella): Emmanuel Macron sonrası çöküşe geçen Fransız merkez siyaseti, ülkenin üniter yapısını (République une et indivisible) ve banliyölerdeki otorite kaybını koruma refleksini Le Pen önderliğindeki Ulusal Birlik (RN) çizgisine teslim etmektedir.

Almanya, Fransa ve İtalya… Tarihteki Şarlman (Karolenj) İmparatorluğu’nun bu üç ana coğrafyası aynı sağ-ulusalcı eksende buluştuğunda, Brüksel’deki küreselleşmeci bürokrasiyi dengeleyecek ve hatta fonksiyonsuz bırakacak devasa bir “Ulusal Devletler Konsorsiyumu” doğacaktır.

Kültür Savaşları ve Bölünme Tehdidine Karşı “Devlet Aklı”

Fransa’dan Almanya’ya kadar uzanan bu hattı birleştiren temel çimento; radikal “woke” akımlarının yarattığı kültürel tahribat, kontrolsüz göç ve devlet otoritesinin zayıflatılmasına karşı verilen tepkidir. Özellikle Fransa’da “banliyöleşme ve gettolaşma” üzerinden yaşanan iç bölünme riski ile Almanya’da iltica sistemini suistimal eden terör iltisaklı yapılara duyulan tepki, sağ seçmeni bir tercih değil, varoluşsal bir koruma refleksi olarak bu partilere yöneltmektedir.

Türkiye ve Küresel Denge Açısından Sonuç

Almanya, Fransa ve İtalya’nın oluşturacağı bu muhafazakâr/milliyetçi blok, Türkiye nezdinde de pragmatik bir Realpolitik alanı açar:

  • AB’nin Türkiye’ye yönelik ideolojik ve “üstancı” dili sona erer; yerini egemenlik odaklı, karşılıklı çıkar ilişkilerine bırakır.
  • Avrupa topraklarında STK kılıfı altında faaliyet gösteren ayrılıkçı ve terör destekçisi yapıların fonlanması ve korunması bu iktidarlar döneminde kısıtlanır.

​Özetle;


Saksonya-Anhalt’ta atılan adımlar, sadece Magdeburg’da bir eyalet hükümeti meselesi değildir. Roma, Berlin ve Paris hattında kurulacak olan “Yeni Karolenj İttifakı”, 21. yüzyıl Avrupa’sının ideolojik, sınır ve güvenlik haritasını yeniden çizmeye adaydır.


Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir